KARS HATIRASI






KİM DAHA ŞANSLI

Şöyle bir geçmişi düşündüğümde ve şimdiki zamane çocukları ve gençliği gördüğümde kendimi onlardan daha şanslı hissediyorum. Biz köyde doğduk ve köyün o güzel saf, temiz kardeşlik duygularıyla büyüdük. Köylülüyün iyi ve kötü yanlarını yaşadık.
Olumsuzluklar vardı ama olumsuzluklar yaşamazdık. O olumsuzlukların hep olumlu yanını bulup fırsata çevirebilirdik. Örneğin bir oyuncak arabamızın olmasını istediğimizde, hemen oyuncakçıya gidip te oyuncak alamazdık çünkü oyuncak satan öyle bir yer yoktu. Zaten öyle bir oyuncağın olduğundan bile habersizdik. Oyuncak arabamı lazım, hemen bir teneke kutu bulur, bir ip takıp çekerdik, oldu araba. Teneke kutumu yok? sorun değil, ayağımızdaki kara lastik varya. Şeklide tam bir kamyon. Sorun çözüldü. Doldur içine samanı çek,aaaaaaaaaaaaaaannnnnnnnnn aaaaaaaaaaaaaannnnnnnnnnnnnn düüüüüüüüüüüüüd 
Oyuncak atmı lazım atlardık hemen bir sopanın üstüne al sana at. Elimizdeki diyer sopaylada sözde ata vurup onun gitmesini sağlardık. Peh... peh... peh.
Radyomu lazım alırdık boş kibrit kutusunu, yakalardık eşek arısını, koyardık kutunun içine arı başlardı vızıldamaya. Al sana radyo.
Cebimizi anamızın sacda kavurduğu buğdayla doldurur, elimize üzerine tere yağı sürdüyümüz ekmeyi alır arkadaşlarla paylaşarak yerdik. Teten dediyimiz çöl tezeği toplar
ateşleyip üzerinde çay yapardık. Sarı topraktan çamur yapıp ona hayvan şekilleri verirdik.
Her halükarda kendimize oyun oynamak için bir malzeme bulabilirdik.
Şehirde yaşıyoruz ama köyden geldiyimizibilerek.Örfveadetlerimizden ödün vermeden. Şehircilik kültürünü zedelemeden, elimizdeki imkanların kıymetini, nimetlerin şükrünü bilerek yaşıyoruz.
Şimdiki çoçuklara baktığımızda imkan ve olanakların bol olduğu bir zaman ve ortama sahip, fakat bunları kullana bilecek azim ve isteye sahip olmadıklarını görüyorum. Bana sorarsanız, bunların süslü plastik toplarındansa bizim at kılından yoptığımıztop daha iyiydi. Renga renk attıkları havai fişeklerindense, bizim bezden yapıp
gazyağı ile ıslatarak ateşleyip havaya attığımız LOPA lar daha iyiydi.
Şimdiki çocukların oyuncakları var ama oynayacak arkadaşları yok. Akadaşları olsada oynayacak oyun sahaları yok. Taktılarmıydı kulaklığı kulaklarına rep dediklerine olduğu belirsiz müzikle oluyorlar leyla. Duyur kendini duyura bilirsen.
Görüşmek dileyiyle...........................................
..............................................ERDOĞAN BAKIR.

MÜŞTERİ DAİMA HAKLIDIR

İstanbul Avcılar Yeşilkent te esnaflık bir ayrıcalıktır. Nedenmi?... Okuyun görün.
Gün sakin zaman öğlen ikindi arası. Esnaf bekliyor iş güç yok.Herkes işte. Sokaklar, caddeler bom boş.
Mahalle hanımları kocalarını işe, çocuklarını da okula göndermiş, işinide yalan yanlış yapıp evde olan küçük
çocuklarınıda yanlarına alarak ayaklarında terlik, ağızlarında ciklet başlarlar cadde boyu dükkan dükkan, mağaza mağaza
dolaşmaya. Maksat gün geçirmek. Tabi onlara göre. Esnafta müşteri varmış gibi onları görünce sevinir. Bende o esnaflardan
biriyim tabi.İş yok içeride boş boş oturup bekliyorum. Dişarıdan sesler geliyor.
_Gııı şu eteye bağ ne guzeeel.
_Heee çoğ guzelmiiiş.
_Hadi bi girelim bağalııım.
_Eeee paran yoğ neyapcan bağıpdaaa boş vee
_Hah hah haaa ne demişlee almadığıma deel bağmaduğuma yanaruuum.
_Hadiii bağalum ozmaaan.
İçeri girerler.
_Hayırlu işleee
_Sağolun efendim buyurun.
Gözleri kazağa bakar elleri pantolonu gösterir.
_Bu gaçaa
_Yirmi sekiz lira efendim.
Gözleri çocuk reyonuna bakar elleri montu gösterir.
_Bu gaçaa
_Kırkbeş lira efendim.
Diyeri başka birşey sorar.
_Bu gaçaa
_Siz ne alacaksınız efendim yardımcı olalım.
_Eteeek
_Buyurun etekler burada.
_Gaçaa
_Modellerimiz ve kumaşımız iyidir efendim.bir bakın.
_Gaçaa
_Otuz beş lira efendim.
_Oooo bunlar bazarda on lura
eteyi askıdan çıkarmaya uğraşır.
_Aaa asgu çığduu..
_Çıkmadı efendim kırıldı. Önemli değil. Siz kaç beden giyorsunuz ben vereyim.
_Otuz sekuuz
_Buyurun siz kırk sekizi bir deneyin efendim.
Eteyi askıdan çıkarıp fermuarını da açarak denemesi için veririz. Kabine girip eteyi dener. Bu arada çocuklar
elbise reyonları arasında kovalamaca oynamaya başlarlar. Diyer hanım da başka reyonları karıştırır.
Kabinden ses gelir.
_Aaa bunun fermarı bozuuuğ.
_Bozuk deyildi efendim şimdi açıp verdim size.
_Bozuğ bozuuğ çığmıyoo
_Çıkında bir bakalım efendim.
Kabinden çıkar. Oda ne etek küçük gelmiş zorlamış fermuarı koparmış.
_Bu etek size küçük efendim en iyisi siz elli iki bedeni deneyin.
_Elli ikimiii olumu ben otuz sekuuz giyoduuum. Sizin eteklerun galubu guccüüg.
Birtürlü kilosunu kabüllenmez.
_Doğrudur efendim yinede siz elli iki bedeni bir deneyin.
Eteğin fermuarını açıp eline verir kabine göndeririz. Bu arada çocuklar elbiseler arasında saklambaç oynarlar.
Tam bir curcuna. Eteği giyip çıkar kabinden.
_Bu olduu
_Tamam efendim çıkarın paketleyelim.
Eteği çıkarıp getirir.
_Gaçaa
_Otuzbeş lira efendim. Size indirimli otuz lira olur.
_Yimmi olmazmııı?
_Olmaz efendim kurtarmaz.
_Yimbeş ossuuun
_Olmaz efendim olmaz
_Ossun ossuuun. Gimminin parassı gimminin duassıı
_Ozama yirmi sekiz olsun siftahımız olur.
_Yimbeş ossuun, ayağumuz alışııı
_Hadi buseferlik olsun bakalım.
_Tamam sağol.haden çocuğlaa gidiyooz.
_Etek ne olacak eteyi almadınız efendim.
_Paramuz olunca geleceyuğ. Şimdi bağduuuğ.Hoccagal.Hadi gıı öteki mağazayada bağaluum.
Şimdi okadar uğraştığımıza mı yanarsın, askı kırıldığınamı yanarsın, fermuar bozulduğunamı,
eteyin deyerini düşürdüyünemi, çocukların dağıttığınamı?
Ama öyle ya müşteri daima haklıdır.

ABA GİYİM

Erdoğan BAKIR




ASLA UNUTAMADIĞIM BİR OLAY

LİSE 1 DE OKURKEN İSMİ CEMAL OLAN (soyismini şimdi hatırlayamadım) UZUN BOYLU BİR ARKADAŞIMIZ VARDI.
DÜNYALAR TATLISI BİR İNSANDI, ONU ÇOK SEVERDİK.
LİSELER ARASI MÜSABAKALARA KATILMAK İÇİN ONU OKUL İDARESİ KOŞUCU OLARAK SEÇMİŞLER Dİ.
KOŞUYA HAZIRLANIYORDU. BİR SABAHTA KOŞMAK İÇİN KARSIN GİRİŞİNE
MAL MEYDANININ OLDUĞU YERE GİTMİŞ VE KOŞUYA ARKADAŞLARI İLE ORADAN BAŞLAMIŞTI.
YOLDA KOŞARKEN ARKADAN GELEN BİR ARAÇ KARDEŞİMİZİ ORADA VURMUŞ HAYATINI KAYBETMESİNE SEBEP OLMUŞTU.
HABER OKULA ULAŞTIĞINDA ÇOK AMA ÇOK ÜZÜLÜP AĞLAMIŞTIK.
ALLAH ONA RAHMET ETSİN.
 ONU HİÇ UNUTAMADIM.(((


                                                                          Erdoğan BAKIR,




ANILARINIZI YAZIN,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder